Küresel petrol piyasaları 2026 yılına, belirgin bir arz fazlası, görece sınırlı talep artışı ve yüksek jeopolitik belirsizliklerin bir arada bulunduğu karmaşık bir yapı ile girmiştir. Ekonomik normalleşme süreci, petrol fiyatlarındaki görece düşüş ve petrokimya talebindeki toparlanma, küresel petrol talebini desteklerken; OPEC+ dışı üreticiler öncülüğünde artan arz, piyasalarda önemli bir tampon alan (buffer zone) yaratmaktadır. Bu çalışma, 2025–2026 döneminde küresel petrol arz-talep dengesi, stok gelişmeleri, rafinaj faaliyetleri ve jeopolitik risklerin petrol piyasaları üzerindeki etkilerini bütüncül bir çerçevede ele almaktadır.
2026 yılında küresel petrol talep artışının günlük ortalama 930 bin varil seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu artış, 2025 yılına kıyasla sınırlı bir hızlanmaya işaret etmekte olup, esas olarak ekonomik koşullardaki normalleşme ve petrol fiyatlarının bir önceki yıla göre daha düşük seyretmesiyle açıklanmaktadır. Talep artışının tamamına yakını OECD dışı ülkelerden kaynaklanmakta, özellikle petrokimya sektöründe kullanılan ham maddelere yönelik talep toparlanma göstermektedir. Buna karşın, benzin tüketimindeki yavaşlama, toplam talep artışını sınırlayan önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
Küresel petrol arzı, 2025 yılında güçlü bir artış sergilemiş ve 2026 yılında da bu eğilimin devam etmesi beklenmektedir. OPEC+ dışı üreticiler, özellikle Amerika kıtasındaki ülkeler, arz artışının ana sürükleyicisi konumundadır. OPEC+ içinde ise Suudi Arabistan, üretim kesintilerinin kademeli olarak geri alınması sürecinde arz artışına liderlik etmektedir.
Bununla birlikte, bazı OPEC+ ülkelerinde üretim hedeflerine uyum sorunları dikkat çekmektedir. İran, Libya ve Venezuela gibi yaptırımlardan veya siyasi istikrarsızlıklardan etkilenen ülkeler üretim kısıtlamalarından muaf tutulmakta, bu durum OPEC+ içindeki arz dengesini daha karmaşık hale getirmektedir. Toplam OPEC+ üretim kapasitesi ile fiili üretim arasındaki fark, piyasalar açısından önemli bir yedek kapasite potansiyeline işaret etmektedir.
2025 yılı boyunca küresel petrol stoklarında olağanüstü bir artış yaşanmıştır. Gözlemlenen küresel petrol stokları yıl genelinde yaklaşık 470 milyon varil artmış ve bu artış hem denizde taşınan petrol hacimlerinde hem de kara depolama tesislerinde belirginleşmiştir. Özellikle Çin’de artan ham petrol stokları ve ABD’de gaz sıvıları stoklarındaki yükseliş, küresel arz fazlasının somut göstergeleri olarak öne çıkmaktadır.
Bu yüksek stok seviyesi, jeopolitik risklerin fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlayan bir tampon mekanizması işlevi görmektedir. İran ve Venezuela kaynaklı arz kesintileri veya Rusya ve Kazakistan’daki altyapı sorunları kısa vadeli dalgalanmalara yol açsa da, mevcut stok fazlası piyasaların genel dengesini korumasına katkı sağlamaktadır.
2025 yılının son çeyreğinde küresel rafineri ham petrol işleme kapasitesinde belirgin bir artış yaşanmıştır. Ancak 2026 yılı genelinde rafineri faaliyetlerinin daha ılımlı bir büyüme patikasına girmesi beklenmektedir. Mevsimsel bakım süreçleri ve zayıflayan rafinaj marjları, özellikle Avrupa’da rafineri kârlılığını baskılamaktadır. Orta distilat ürünlerindeki marjların keskin biçimde düşmesi, rafineri sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal zorlukları ortaya koymaktadır.
2026 yılının başında petrol fiyatları, İran ve Venezuela çevresinde artan jeopolitik gerilimler nedeniyle kısa süreli bir yükseliş yaşamış, ancak gerilimin kısmen azalmasıyla yeniden gerilemiştir. Yıllık bazda bakıldığında, ham petrol fiyatlarının bir önceki yıla göre önemli ölçüde düşük seviyelerde seyretmesi, küresel arz fazlasının fiyatlar üzerindeki baskısını teyit etmektedir.
Rusya’nın artan üretimine rağmen indirimli fiyatlarla satış yapmak zorunda kalması ve ihracat gelirlerindeki düşüş, jeopolitik risklerin ekonomik etkilerini açıkça göstermektedir. Buna karşın, piyasalardaki yüksek arz ve stok seviyesi, fiyatların kalıcı olarak yükselmesini engellemektedir.
2026 yılı küresel petrol piyasaları, güçlü arz artışı, sınırlı talep büyümesi ve yüksek stok seviyeleriyle karakterize edilmektedir. Jeopolitik riskler kısa vadeli dalgalanmalara neden olsa da, piyasalarda oluşan geniş tampon alan, fiyatların kontrol altında kalmasını sağlamaktadır. Bu görünüm, petrol piyasalarının yalnızca arz-talep dengesine değil, aynı zamanda stratejik kapasite yönetimine, stok politikalarına ve jeopolitik gelişmelere son derece duyarlı olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki dönemde küresel petrol piyasalarının istikrarı, büyük ölçüde OPEC+ üretim stratejileri ve OECD dışı ülkelerdeki talep dinamiklerine bağlı olacaktır.
Yorumlar